Yıllardır kadınlar seslerini dünyaya duyurmaya çalışıyor. Her gün öldürülen, şiddete maruz kalan, tecavüze uğrayan kadınlar kendilerini anlatacak mecra arıyorlar. Ancak maalesef toplumun vicdanını kanatan bir vahşet yaşanmadıkça hiçbiri derdini yeterince anlatamıyor. Bu konuyu gündemde tutmak dışında elimizden bir şey gelmiyor. Gündemde tutuyoruz ki görmezden gelinmesin. Bugün de toplumsal cinsiyet eşitsizliği ve kadınların hak kayıplarına yönelik önemli bir yazı kaleme alıyoruz.İyi okumalar.

Dünyada, Kadınlar Erkeklerden Daha Az Maaş Alıyor!

Toplumsal cinsiyet eşitsizliği yaygınlığını maalesef  yitirmiş değil.Kadın ile erkeğin aynı işte çalışıp, aynı işi yapıp farklı maaş almaları,bunu en büyük örneklerinden biri. ILO 2018 verilerine göre dünyada,cinsiyete dayalı ücret eşitsizliği %18.8 iken, Türkiye de bu durum %12.9 oranında ; Yani Türkiye de kadınlar erkeklerin aldığı maaşın %12.9 oranı kadar daha az maaş almakta.Diğer ülkelerde de maalesef çok farklı bir durum söz konusu değil.Küçük bir örnek verecek olursam İngiltere de bu oran %16.6 şeklinde görülürken Fransa da %13.3 gibi bir sayıyla bu oranı takip ediyor ve bu iki oran arasına eklemediğim birçok ülke mevcut.

Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Örnekleri

Aslına bakarsanız 2018’deki toplumsal cinsiyet eşitsizliği oranları geçmiş yıllara kıyasla gayet iyi bir seviyeye gelmiş bulunmakta. Birkaç 10  yıl öncesine kadar, bu oranlar çok daha fazlaydı. Kadınlar,bu konuda bilinçlendikçe ve tepki göstermeye başladıkça yapılan eşitsizlik azaldı.Eşitsizliğe neden olan konular küçültüldü.Tek bir konu dışında: KADINLARIN ÇOCUK TAŞIMASI

toplumsal cinsiyet eşitsizliği

İlginizi Çekebilir! Kadın Olmak -Nefes Almanın Bilançosu

Kadınlar 3 Ay Daha Fazla Çalışıyor Nasıl Mı?

Mühendis,doktor ,avukat olsalar bile,çocuk bakımının büyük bir kısmıyla kadınlar ilgilenmek zorunda kalıyorlar.Sadece Türkiye’de değil,dünyanın her yerinde, çocuklu bir annenin tam zamanlı çalışmasının doğru olmayacağı vurgulanıyor ama konu yeni bebek sahibi olan babalara geldiğinde bu babaların tam zamanlı  çalışmasında hiçbir problem görülmüyor .Çocuklu bir anne, erkek partneri gibi tam zamanlı çalıştığında, çocuk bakımı ve ev işleri nedeniyle mesleğine dokuz saat daha fazla zaman harcamak zorunda kalıyor. Bu da bir yılda tam olarak 3 aya denk geliyor.

Bu konuyu tam olarak anlayabilmek için gelin, kariyerlerine yeni başlayan bir çiftin yaşamını ele alalım.Aynı eğitimi alıp aynı derecede olan çift eğer bebek yapmaya karar verirse, bebeğin bakımı için bir ebeveynin evde kalması gerekiyor.Baba işinde kalıp kendini geliştirirken, anne evde kalıp bazı iş seyahatlerine hayır demek,elindeki işlerinin bir kısmını geri vermek ve buna benzer iş hayatıyla ilgili birçok şeyden uzaklaşmak zorunda kalıyor.Tüm bunlar olurken 8-10 yıl geçiyor.Erkek işinde birçok şeyi başarıp kariyerinde yükselirken, kadın aynı ya da daha az  maaşla, esnek saatlerde ya da yarı zamanlı olarak çalışıyor. İşte toplumsal cinsiyet eşitsizliği böyle alanlarda ortaya çıkıyor.

Maaş Farkı Kadın Olmakla İlgili Değil Anne Olmakla İlgili

Aşağıdaki birinci tabloya baktığımızda çocuk doğduktan sonra olan anne ve babanın maaş kazanç farkını açık bir şekilde görebiliyoruz.

toplumsal cinsiyet eşitsizliği
toplumsal cinsiyet eşitsizliği

İkinci tablo ise çocuklu bir anne ile çocuksuz bir annenin maaş farkını görmemizi sağlıyor.

Bu iki tabloya bakarak söyleyebileceğimiz tek bir şey var; Maaş farkı kadın olmakla değil,anne olmakla ilgili bir durum.

Yani eğer bir kadın anne olmak isterse otomatik olarak böyle bir eşitsizliği kabul etmiş oluyor.Bu sorunun nedenini düşündüğümüzde ;aileyi, anne ve babayı tanımlandırmamıza kadar iniyor.Sorunu çözmek sandığımızdan çok daha derin bir mevzu hale geliyor ama imkansız değil.

Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği Konusunda Zıt Örnekler

eşitlik -levtems

 İzlanda ve Rwanda maaş eşitsizliğini ciddi bir şekilde dengelediler. Kadın ve erkeklerin maaş farkı yok denilebilecek kadar az. Özellikle Rwanda’da 1994 yılından önce kadınlar toplum içinde konuşamazdı,evli kadınlar eşlerinin izni olmadan bir banka hesabı dahi açamıyorlardı.1994 yılında yapılan soykırımla birlikte erkek nüfusu ciddi derecede azaldı.Durum böyle olunca iş hayatında kadınlara daha fazla yer vermek zorunda kaldılar.Kadınlar bir yıl öncesine kadar hiç duymadıkları işleri yapmaya başladılar.Zamanla,orduda hatta hükümette bile yer aldılar.Yeni çıkan anayasada devlet memurlarının % 30 unun kadın olması gerekliliği vurgulanıyordu.Bugün Rwanda parlamentosu %61 kadınla, dünyanın en çok kadın bulunduran parlamentosuna sahip.

İzlanda’da ise kadınların daha çok iş alanına girmesinin dışında yeni annelere 3 ay ücretli izin verildi.Daha sonra bu izin 6 aya uzatıldı.

Fakat yine de bu durum babalar çalışırken anneleri evde tutuyordu. Yani bebek bakımı direkt anneye bırakılmıştı.”Peki ya babalara da bebek bakımı için zorunlu izin verilirse ? ”sorusunu ele aldılar ve İzlanda,2000 yılında bu yasayı yürürlüğe koydu . Bu sayede maaş farkı oranı çok daha az sayılara ulaşmış oldu.

Bu örneklerden de anlayacağımız üzere toplumsal cinsiyet eşitsizliği konusunu aşmak imkansız değil. Anlamamız gereken şu ki bir kadın anne olmak istediği için iş hayatında daha düşük bir maaş ya da daha kısıtlı kariyer imkanı ile cezalandırılmamalı.Bunu önleyebilecek en büyük topluluk ise babalar.Eğer babalar bakıcı olarak anneyi öne sürerlerse bu durum asla bitmeyecek ama bir ebeveyn olarak sorumluluk paylaşmayı kabullenirlerse ortada maaş farkı olarak adlandırılan bir sorun olmayacak.

Daha fazla bilgi için tıklayınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir