Kitap Okumayı Sevmeyenler İçin Altın Tavsiyeler

Bu yazımızda, kitap okuma alışkanlığı kazanamamış insanların bu sorunu nasıl çözebileceğine ilişkin öneriler sunacağız. Kitap okuma sevgisi eksik toplumların ne tür problemlerle karşılaşacağını ve genel sorunları ele alacağız. Kitap okumayı sevmeyenler ne yapmalı? Kitap okumak neden önemlidir? Kitap okuma alışkanlığı kazanmak için yapılması gerekenler nelerdir? Kitap okumak sıkıcı mıdır? Kitap okumak bize ne kazandırır? Gibi sorulara yanıtlar arayacağız. Keyifli okumalar.

Kitap okumayi sevmeyenler

Ne yalan söyleyim, sanki biraz fazla iddialı bir başlık oldu diye düşünüyorum. Fakat hem ilgi çekmek hem de daha çok kitleye ulaşmak için, azıcık şeker koyabilirim kahvelerinize. Yazılarıma aşinaysanız eğer, çoktan alışmışsınızdır bu hallerime.

Gelin, başlıktaki iddiaya bir de giriş cümlesi ekleyelim de tam olsun!

 Her birey, sistemin bir kölesidir.

Tabii ya. Hatta o insan var ya, günden güne de sorgulayamayan, düşünemeyen, anlayamayan bir mahlukata dönüşür. Tabiri caizse köle olur çıkar.

 Şu, pandeminin süregeldiği zamanlarda önemli bir hususu kavradım kendimde. Hani işimize gelmeyeni öteleyip ,etkisinden kurtulmak istediğimiz; yani kaçıverdiğimiz duygular silsilesi olur ya hepimizin… İşte ben, o düşünce yığınını kitapların dünyasında selamlıyorum.

Ömrümün elverdiği ölçüde o dünyanın sırlarını, perdelerini yavaş yavaş kaldırmaya devam edeceğim.

Okumayı söktüğüm ilk andan bu yana hep bir tutkuyla, aşkla bağlandım ben kitaplara. Başlarda anneme okur, gayretimden ve hızlı ilerleyişimden dolayı gururlanmasını isterdim. O dönemde elbette okurken hatalarım olmuştur. En büyük şansım hevesimin kırılmaması olmuş olabilir çünkü kırılan hevesle kitap okumayı bırakabilirdim. Kitap okumayı sevmeyenler ailenizde varsa, bu durum işinizi zorlaştırabilir.

Kitap okumamak en büyük ahmaklıktır.

Madem hızlı ve cüretkâr bir giriş yaptık, aynı hızla devam edelim. Yazımın da konusunu oluşturan ‘ kitap okumak ’ aktivitesinin tam tersini uygulamak en büyük ahmaklıktır. Hani şu başta bahsettiğim kölelerin sahibi olan sistem var ya, en çok bu ahmak insanları bağrına basar. Dönün de etrafınıza bir bakın! Kaç insan kitap okuma alışkanlığı kazanmış? İtiraf etmeliyim ki kitap okumayı sevmeyenler çoğunlukta yer alıyor. Çokların alışkanlık olarak gördüğü kitap okumak, asıl itibarıyla bir zarurettir.

kitap okuma alışkanlığı

İlginizi Çekebilir! Uygur Halkının Geçmişi, Kültürü Ve Çin’in Yaptığı İşkenceler

Ben bugüne kadar yazılarımı yazarken daima okurumla evrene sorular sordum. Kimi zaman sahici yanıtlar ararken kimi zaman da dokunsun istedim anlattıklarım. Şimdi bir dokunan, hatta kanatan soru daha soralım istiyorum.

Ey kari! Sence bu vakitten sonra, medeniyetlerin beşiği, çağ kapatıp çağ açan bu ülkeden -sistemin gayesinin insanları köleleştirmek olduğunu varsayarsak- bir Mimar Sinan, bir Nazım Hikmet, bir Ali Kuşçu, bir Hezârfen Ahmed Çelebi veyahut bir Mustafa Kemal Atatürk daha çıkar mı?

‘Evet, çıkar.’ Diyenlerinizin olduğunu zannetmiyorum. Peki bunun sebebi nedir?

Çok düşünmeden vereceğim ilk cevap eğitim sistemimiz olacaktır. Belki de olmayan eğitim anlayışımız demek daha yakışık kalır. Daha ufacık yaşta çocuklarımızın minicik beyinlerini o denli lüzumsuz bilgi ile depoluyoruz ki işe yarar olanlara sıra geldiğinde, ya pil bitiyor ya da beyinler hata veriyor.

Açıkçası uzun uzun hicvetmeye devam etmek isterdim lakin herkesin bildiğini tekrara düşmek arzusunda değilim. Özellikle okullarda bu eylem sistematik bir şekilde yapılıyor. Belki de bıkkınlık, kitap okumayı sevmeyenler dünyasını yaratıyor. Kısaca değinmek gerekirse, üniversite dönemine kadar verilen, gereksiz onlarca ezbere dayalı bilgi öğrencilerin beyinlerini doldurduktan sonra, öğrenciler sağlıklı düşünemez hale geliyorlar. Üniversiteyi bitirdikten sonra da bir bakmışsınız ki işsizler ordusuna bir eleman daha eklenivermiş…

Sadece okula indirgemekle de yanılgıya düşmüş oluruz. İnsan, beynini günlük hayatta da o kadar çok lüzumsuz lakırdıyla hapsediyor ki bir vakitten sonra sorgulama güdüsünü yitiriyor. Hanginiz insan varlığının temel sorularından olan neden yaşıyorum, yaşamaktaki gayem ne, beni yaratan kim, yönetici kim gibi soruları soruyorsunuz?  

Bunları sorgulayacağımız vakit bizler niçin ‘’Kuvvetlerin toplam momenti kuvvetlerin ayrı ayrı momentlerinin cebirsel toplamına mı eşittir?’’ sorusuna mahkûm ediliyoruz. Apaçık ki köle sistemi bizden de zaten bunu istiyor.

İnsan temeli sorgulamasın, benim onun önüne sunduklarımla oyalansın.

Kimyayı da öğrenelim, fiziği de öğrenelim ama vakti geldiğinde, bu yönde kendini geliştirmek isteyen bireyler öğrensin bu bilgileri. Kişi kendini bulduktan ve ne olmak istediğine karar verdikten sonra bu değerli bilgileri nakşetsin.

Örneğin kimya alanında herhangi bir arzusu ya da becerisi olmayan veya bunu öğrenmek istemeyen birine, kimya öğretmek ne derece doğru düşünmek lazım. Burada kimyayı sadece bir örnek olarak verdim. Okuyanların sığ tartışmalardan ziyade ana temaya odaklanmasını temenni ediyorum.

Yahu! Denizde yaşayan bir canlıdan, karada yaşayan canlılara has hareketleri yapmasını beklemek ne kadar doğrudur? Örneğin bir balığın ağaçların tepesinde daldan dala atlamasını beklemek ne kadar komik değil mi? Peki niçin yıllardan beri ülkemizde balıklardan bunu bekliyoruz?

Bu dünya, kitap okumayı sevmeyenler dünyası.

Sistem-köle bahsinden kopmak istemediğim için kıvrak bir hamleyle dönüş yapmak istiyorum. Kabul etmeliyiz ki başımızda, kendi istediklerini düşünmemizi arzulayan, sorgulama ve yaşama tarzlarımızı yöneten bir gardiyan var. Bu gardiyan evrensel bir niteliğe sahip, yani tüm insanlığın başında.

  Mesela herhangi bir dine inanan olarak gerçekten dinin gerektirdiği gibi mi yaşıyoruz? Kılmadığımız namazların rekatlarını saydık mı?  Yahut dini kitapları, örneğin Kuran’ı kaç kez anlayarak okuduk?

Bu konulara girmek bazılarınızı kızdırmış olabilir. Başka örnek mi kalmadı da diyebilirsiniz. Fakat anlattıklarımın uçup gitmesi taraftarı değilim.

Bu mevzuları sen konuşma, ben konuşmayayım, kaçarak nasıl olacak böyle? İşte sistem diye dilime pelesenk ettiğim şey tam da bunu istiyor. Esas konuşulması gerekenler halının altına süpürülsün, konuşulmasın.

Survivor’da filanca kişi neden elendi, evlenme programından evrilip adalet(!) arayan programlarda falanca çocuk Ahmet amcanın mı, Mehmet dayının mı?

kitap okumayi sevmeyenler için tavsiyeler

İlginizi Çekebilir! İnkalar Ve Mayalar; Dünyanın Merak Ettiği Toplumlar

 Bakın etrafınıza hep suni gündemler ve bu sorular. Allah aşkına soruyorum sizlere, şu soruların insanlığa zerre faydası var mı? İşte bu dünya, kitap okumayı sevmeyenler dünyası!

Kitap okumayı sevmeyenler hayatı sorgulamazlar.

  Bir gitti mi sorgulama güdün, eyvah ki ne eyvah… Sen de artık bir kölesin. Bu kural hiç sekmez.

 Odak noktamızı siyasete çevirelim, bir insanın tarafı olduğu partinin lideri bir şey söyledi mi hemen o söylediyse doğrudur, vardır bir bildiği deniyor.

  Yahu! Bir denesene sorgulamayı. Azıcık mukayese et bakalım, kendince. Ne lüzumu var böyle şeylerin, o söylediyse doğrudur(!).

İlginizi Çekebilir! Gizemlerin ve Yasakların Ülkesi; Kuzey Kore Nasıl Bir Ülkedir?

  Durmaksızın işleyen bir çark düşünün. İşte toplumun damarlarına enjekte edilen modernizm, popüler kültür gibi kavramlar var ve bu durmaksızın işliyor. Siz hiç böyle bir toplumun tutumluluk sergileyeceğini zannediyor musunuz? İtaatkarlık ve savurganlık kavramları toplumun vazgeçilmezini oluşturuyor.  Yeni bir telefon çıkınca koş, hemen al. Hatta kuyruklar oluştur, stokları tüket. Gözümüz daima dorukta. Hiç alta bakan yok. Sistemin taktığı at gözlüğü sadece bizden yukarıdakileri alıyor açısına.

Şükretmek hak getire!

Sanki ölmeyecekmişiz gibi, oradan oraya savrulup duruyoruz. Aman canım,  ay sonu ne kadar para gelecek, yarın televizyonda hangi dizi var; asıl unutulmaması gerekenler bunlar(!).

   Bir kitap okumak dediğimiz şey, bakın bizi nerelere sürükledi değil mi? Öyle ki okumayan, sorgulamayan kişinin ne yapacaklarını anlattım sizlere. Lakin kitap okuyan, araştıran bir kişinin neler yapabileceğini tahmin edemem. Anlatamam ben sizlere.

Kitap okumayı sevmeyenler için tavsiyeler.

Hele ki hayal dünyasındaki zenginlik, hayata bakış açısı, tümünün yaşama dökülmesi ise; vay ki ne vay!  

Sakın beni yanlış anlamayın. Günümüzde farklı tarzda bir kitap okuyan nesil var. Bunu sizler de instagramdan #kitapetiketi ile gözlemleyebilirsiniz. Git kitapçıdan kitabı al, kitabı ve ortamı süsle, fotoğrafı çek, en uygun filtreyi uygula, bol etiket ile takipçilerin beğenisine sun.

En azından açıp bir iki sayfa bir şey okur gibi bir optimistlik yapamıyorum, maalesef. Kitap okumanın bu şekilde bir anlayış haline gelmesi, gerçek manada hayal kırıklığı yaratıyor bende.  Bir şeyleri okumak, kalpte beslenen duyguların araştırılması, sorgulanması ile mümkün hale gelebilir.

Kitap okumanın önemi

İlginizi Çekebilir! Her Biri Birbirinden Güzel Ve Anlamlı 6 Kısa Film

Kitap okumayı sevmiyor musun? Kitap okumayı sıkıcı mı buluyorsun?

Eğer böyleyse de bari bununla böbürlenme. Kitap okumayı sevmemek garip değildir ama bununla gururlanan çok insan tanıdım ben. İşte bu tuhaftır. Hayattaki önemli parçaların eksik kalmıştır aslında senin. Sorgulamaz, araştırmaz, okumazsan; film varken niye kitap okuyayım diye düşünürsen, bunu bir de canhıraş bir şekilde savunursan muhtemeldir ki çocuk yaşta bu sana aşılanmamıştır. Böyle insanların neler kaybettiğini düşündükçe ağlamak istiyorum.

  Hayat boyu cebinizde at gözlüğüyle gezmek, yaşam amacını bulamayıp göçüp gitmek…

  Hiç başlamadıysan da başlayıp devamını getiremediysen de bir dene. Belli ki yeterli miktarda ve senin için doğru tarzda kitap okumamışsın. Hemen pes etme; ara, bul.

  Kitaplar da film gibidir. Ama sahneleri sen kurgularsın. Hani bir sorun vardır ya çözemediğin, tüm gayretine rağmen içinden çıkamadığın ya da tüm bulanıklığıyla bir sıkıntın. Ne var ki sorunu adlandıramaz, bu sebeple bir şekilde göz ardı edebilirsin. Öteledikçe sanki uzaklaşabileceğini,  zaman ilerledikçe unutacağını yahut kökünden çözeceğini zannedebilirsin.

Karmaşık bir labirentte benliğini anlamlandıramama halinin verdiği cahil mutlulukla yaşam akıp gider. Daha sonra bir kitap çalar kapını ve olayı bariz şekilde önüne serer. Tüm acizliğini yüzüne savurur. Şunca zamandır tanımlayamadığın en derin izleri öyle bir betimler ki, insan hislerinin ortaklığı karşısında şaşkına dönersin.

Altın Tavsiyeler

Bir de bize has bir özellik vardır. Gaza gelip bir dönem okuruz kitapları veya çok ilgimizi çeken bir kitabı çabucak okur, bitiririz. Sonrasında birkaç ay elimize almayız, aklımıza dahi gelmez. Ee n’aparsın, yoğunuz malum; daha önemli işlerimiz var.

Bu yazıda denenmişi deneyerek kitap okuma sevgisini kalbinize aşılayabileceğinizi ümit ediyorum. Bu vesileyle kendi stratejimi aktarayım, belki ateşi harlatan bir kıvılcım olur sizler için.

Önemli bir husustur kitap seçimi. Kişinin kendini tanımasıyla doğru orantılıdır. Kitap seçimi yaparken çok fazla zorlanmıyorum zira edebiyat alanında, Türk ve Dünya edebiyatında okunması gereken belki ömür yetmeyecek kadar çok kitap var. Mutlaka sizi de yakalar bir ucunuzdan.

  Sosyal ve siyaset bilimci olduğum için ilgi alanıma yönelik, uzmanlaşmak istediğim konuda tahminlerinizin ötesinde, kalabalık bir yığından söz edebilirim. Bir edebi ve bir öğretici metni aynı anda okuyorum. Hafızam beni yanıltmıyorsa hiçbir zaman, okuduğum kitap sayısını not etmek gibi adetlerim olmadı. Kitabı bitirmek için değil, anlamak için okurum. Beni etkileyecek kısımları ararım. Ama bunun kaygısını gütmem. Çok anlamaktır aslında, çok kitap okumak. Binlerce sayfalık kitaplar okumuşsun, kazanamamışsın ne fayda…

Aslında kitap okudukça anlarsın kitap okuma ile cehaletin giderilemeyeceğini. Önemli olan okuduğunu idrak edebilme ve eleştirebilme yetisine sahip olunması gerektiğinin bilinmesidir.

  Zengin kalkışı yaparak yazıma son vermek istiyorum. Sanki bir şeyler yarım kalmış hissi yaratabildiysem ne mutlu. Belki yarım kalanı kitapların dünyasında bulursunuz, kim bilir…

Son olarak söylemeliyim ki kitap okuyanın da bilgisi ile böbürlenmeyeni makbuldür. Böbürlenen çok bildimcilerden kaçının. Hakiki manada çok okuyan insan, ne kadar az şey bildiğini bilir ve en güzeli de haddini bilir.

Eğer yazımızı beğendiyseniz daha çok insana ulaşması için sosyal medya hesaplarımızdan bizi takip edip paylaşabilirsiniz.

Verdikleri ilhamdan ötürü ekşi sözlük halkına teşekkür ederim…Siz de ekşisözlük sayfasında konuyla alakalı kişisel görüşlere bakmak ister misiniz?

https://eksisozluk.com/kitap-okumayi-sevmeyen-insan–2389365?p=1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir