Deprem: Türkiye Sürekli Unutulan Gerçeğe Ne Kadar Hazır?

Günlük hayatın koşuşturması ve rutin siyasetin baş döndüren hızı karşısında göz ardı ettiğimiz bir gerçek; deprem. Ana akım haber kanalları, deprem sonrası bir hafta boyunca yayınlarını tamamen deprem odaklı sürdürüp daha sonra reyting endişesiyle bahsini dahi geçirmiyorlar. Bilmeniz gerekir ki bizim öyle bir kaygımız yok. Aksine farkındalık kazandıracak biçimde konuları irdeliyoruz. Depremle ilgili kapsamlı yazımızın faydalı olabileceğine inanıyoruz. İyi okumalar.

Türkiye coğrafi konum itibariyle dünyadaki en önemli deprem kuşaklarından birinde yer almaktadır. Deprem kuşakları üzerinde bulunan diğer ülkeler ile Türkiye arasında bir karşılaştırma yapıldığında depremden kaynaklanan can ve mal kaybında Türkiye’nin daha önde bayrağı taşıdığı görülmektedir. İsterseniz her şeye en baştan başlayıp, detaylı bir deprem analizi yapalım ne dersiniz?

deprem - levtems

İlginizi Çekebilir! Hitler’in Nazilerinden Süper Savaşçılar Yaratan İlaç: Pervitin

Deprem Nedir?

 Doğal afetler arasında en tahrip edici olanı hiç şüphesiz depremlerdir. Deprem, çeşitli doğal (bazen de yapay) nedenlere bağlı olarak oluşan ve yer kabuğunun titreşimleri olarak hissedilen olaya verilen isimdir.

Depremin bu şekilde tanımını yaptıktan sonra deprem oluşum mekanizmasına bir göz atmak yerinde olacaktır. Yerküre, yapı itibariyle dışta katı bir kabuk, içte de oldukça viskoz (ağdalı) sıvı bir maddeden oluşmaktadır. Bu viskoz sıvı madde yanardağlardan fışkıran lav şeklinde olup çok kaba deyimiyle erimiş veya taşlaşmış hamur olarak düşünülebilir. Yerin kabuğunun kalınlık itibariyle sıvı katmana oranı bir elmanın kabuğunun yenilebilir (etli) kısmına oranı gibi tarif edilebilir. Basit bir benzetme yapmak gerekirse bu yer kabuğu yerin sıvı kısmını çepeçevre örtmekte; tıpkı buzdağlarının (aysberglerin) okyanusta yüzmesine benzer şekilde sıvı katman üzerinde yüzmektedir. Yer kabuğu yekpare olmayıp levha (ya da plaka) adı verilen ve kırıklar ile birbirinden ayrılan kabuk parçalarından oluşur. Daha küçük olanlara da levhacık adı verilir. Yer kabuğu bu şekilde sayısı 40-50’yi bulan parçalara ayrılmış şekildedir.

Depremler Nasıl Oluşur?

Dünyanın değişik yerlerinde gözlenen büyük depremler bu levha veya levhacıkların birbirine komşu oldukları hatlar boyunca yoğunlaşmaktadır. Levhaların yerin sıvı katmanı üzerinde hareketleri sırasında (ki bu hareket yılda birkaç mm veya birkaç cm mertebesindedir) iki levhanın birbirine sürtünmesi sırasında hareketin kilitlendiği noktada enerji birikimi olmakta; bu biriken enerjinin yer kabuğunu meydana getiren kayaların dayanım gücünü aşması halinde birden enerji boşalımı gerçekleşmektedir. Enerji boşalımı sırasında oluşan deprem dalgaları yerin her katmanında hareket edebilmekte; özellikle enerji boşalımının meydana geldiği kısma (merkez üssüne) yakın yerlerde zarar verici olmaktadır.

Deprem oluşumu mutlak suretle sadece levha sınırlarına özgü değildir. Levha içinde bulunan ve fay adı verilen daha küçük kırık yapıları (uzunluğu onlarca km, derinliği birkaç km-birkaç on km) deprem oluşturabilmektedir.

Deprem ile İlgili Doğru Bilinmesi Gereken Kavramlar Nelerdir?

Depremler oluşum derinliği itibariyle birkaç km derinde meydana gelebildiği gibi birkaç yüz km derinde de meydana gelebilmektedir. Yıkıcı depremlerin çoğunun oluşum derinliği birkaç km ile birkaç on km arasındadır. Depremlerin belirli bir ölçek dahilinde değerlendirilmesinde iki değişik kavram kullanılmaktadır. Bunlardan birincisi “büyüklük” (ya da magnitude, M) diğeri ise “şiddet”tir.

Bir depremin büyüklüğü deprem oluşum merkezinde (odağında) açığa çıkan enerji ile ilgilidir. Richter isimli araştırmacı tarafından geliştirilmiştir. En üst değeri 8.5 civarındadır. Şiddet ise depremin canlılar ve yapılar üzerindeki etkisine bağlı olarak geliştirilmiş bir ölçektir. En yaygın olarak kullanılan şiddet ölçeği Mercalli ölçeği olup 12 derecesi vardır.

deprem -gerçeği- levtems

İlginizi Çekebilir! Kutsal Bilgelik- Ayasofya Hakkında Az Bilinenler

Büyüklük ve Şiddet Arasındaki Farkı Anlayalım

Basında ve halk arasında büyüklük ve şiddet kavramları çoğu zaman yanlış kullanılmaktadır. Bir örnek vererek bu iki kavram arasındaki farkı açıklamaya çalışalım. Ankara Kuzey Anadolu Fayı’ndan yaklaşık 100-110 km uzaklıktadır. KAF üzerinde Ankara’ya yakın bir noktada Richter ölçeğine göre 6 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğini düşünelim. Bu depremin Ankara şehir sınırları içinde değişik semtlerdeki etkileri farklı hissedilecektir. Sözgelimi Ankara Kalesi civarında oturanlar Mercalli ölçeğine göre 4, Kızılay ve civarındakiler 6, Gazi mahallesinde ikamet edenler de 7 şiddetinde hissedebilir. Bunun nedeni tamamen yapıların temelindeki zemin yapısı ile ilgilidir.

Tarihte bilinen en ölümcül deprem 1556 yılında Çin’de meydana gelmiş ve 850.000 can kaybına neden olmuştur. Depremlerin aletlerle kaydedilme­ye başlanmasından sonra bilinen en büyük deprem 1960 yılında Şili’de meydana gelmiştir. Bunun Richter ölçeğine göre büyüklüğü 8.3’tür. Türkiye’de bilinen en büyük deprem 1939 Erzincan depremi olup büyüklüğü 7.8 olarak kaydedilmiştir. 1995 Kobe (Japonya) depremi 5000’den fazla can kaybına; 100 milyar dolardan daha fazla mal kaybına neden olmuştur.

Deprem Büyüklükleri Arasında 30 Kat Fark!

Depremler sırasında açığa çıkan enerji açısından olaya bakıldığında iki deprem büyüklüğü arasında yaklaşık 30 kat fark vardır. Yani, M=6 büyüklüğündeki bir deprem M=5 büyüklüğündeki bir depremden 30 kat daha güçlü; M=7 büyüklüğündeki bir deprem ise yine M=5 büyüklüğündeki bir depremden yaklaşık 1000 kat daha güçlü ve o nispette de yıkıcıdır.

Yapay Deprem Nedir? Beşeri Deprem Olur mu?

Birtakım beşeri faaliyetlere bağlı olarak da depremler meydana gelebilmektedir. Bunlara yapay depremler adı verilir. Bunların başında yer altı nükleer denemeleri gelmektedir. Bugüne kadar yapılmış nükleer denemeler sırasında büyüklüğü 5.0 ile 6.3 arasında değişen birkaç önemli depremin meydana geldiği rapor edilmiştir. Baraj göllerinde biriken suyun oluşturduğu hidrostatik basıncın etkisiyle yer kabuğunun gerilme dengesi az da olsa bozulmakta ve o lokasyonda baraj yapımını izleyen dönemde irili ufaklı depremler meydana gelmektedir. Böyle bir sebepten Hindistan’da meydana gelen bir deprem (M=6) sonucu 200 kişinin hayatını kaybettiği rapor edilmiştir. Ayrıca bazı kimyasal sıvı atıkların sondaj kuyuları açılmak suretiyle yer kabuğunun derinliklerine (çoğu zaman birkaç yüz metre) enjekte edilmesi suretiyle de denge bozulabilmektedir. ABD Denver şehri yakınında M=4.3 büyüklüğünde bir depremin bu sebeple oluştuğu bilinmektedir.

levtems- deprem - kırık- fay

İlginizi Çekebilir! Türkiye’nin İlk Yerli Araba Macerası: ‘Devrim Arabaları’ Nedir?

Yakın Geçmişte Bilim İnsanları Neler Dediler?

2. derece deprem kuşağında yer alan Türkiye’de Bingöl, Van ve Manisa başta olmak üzere son birkaç aydır art arda yaşanan 5 ve üzeri depremler tedirginliği arttırırken akıllarda pek çok soru işareti var. Depremler devam edecek mi? Bu depremler büyük Marmara depremi için sinyal olabilir mi? Tabii en önemlisi tüm bu depremlerden korunmak nasıl mümkün olacak? İşte alanında uzman bilim insanlarının yorumları…

Anadolu Deprem Yaratarak Kükrüyor

Jeofizik yüksek mühendisi Prof. Dr. Övgün Ahmet ErcanTürkiye’de deprem tam anlamıyla köşe kapmaca oynuyor’ diyerek söze giriyor. ‘Ne demek bu?’ Manisa, Akhisar depremi ile Elazığ, Malatya, Bingöl ve Van depremlerini hatırlatan Prof. Dr. Ercan “Deprem bir batıdan bir doğudan vuruyor, vurmaya da devam edecek. Bir taraf durdu derken öteki yer patlayacak. Tüm bunlar Anadolu’nun gergin olduğunun ve deprem yaratmak için adeta kükrediğinin bir göstergesi. Bu kükremenin bir sonucu olarak Anadolu’da 6.8 ile 7.2 arasında bir deprem bekliyorum” diyor.

Depremler Sürecek

Prof. Dr. Ercan’ın dikkat çektiği ilk bölge Doğu Anadolu. 5.4- 5.9 büyüklüğünde depremler yaşanmış ve gerginliğin bir kısmı atılmış olsa da Prof. Dr. Ercan’a göre bunlar sadece doğum sancıları. ‘Beklenen doğum henüz yaşanmadı’ diyor ve şöyle devam ediyor: “24 Ocak 2020’de Elazığ-Malatya’daki 6.8 büyüklüğündeki deprem ile o bölge gerginliğini attı ancak gerginlik bu kez Bingöl’e doğru kaydı ki benim en korktuğum bölge burasıydı. Geçtiğimiz haftalarda Karlıova’da yaşanan 5.9 büyüklüğündeki deprem ile Doğu Anadolu ile Kuzey Anadolu kırığı birbirine kavuşmuş oldu. 2 ana kırığın kavuşması son derece ciddidir. Dolayısıyla Karlıova depremi beklenenden küçük olmuştur. Buna dayanarak Erzincan’dan tutun Erzurum, Bingöl, Muş, Van’a kadar olan bölge hâlâ yüksek risk ve gerginlikte.”

Marmara Gergin Değil

Kendisine sıklıkla ‘Bu depremler nerede olur?’ sorusu yöneltildiğini belirten Prof. Dr. Ercan “% 52 Kuzey Anadolu kırığı, % 33 oranında Batı Anadolu, % 13 olasılıkla da Doğu Anadolu’da olacak. Köy köy, mahalle mahalle tahmin yapmak mümkün değildir. Unutulmaması gerekir ki Türkiye deprem ülkesidir. ‘Yok yanardağ patladığı zaman rahatlayacak’ ya da ‘Antalya’da 7’den büyük olacak’ gibi bilimsel erki olmayan kişilerin yaptığı açıklamaları şaşırarak izliyorum. Lütfen siz de itibar etmeyiniz. İnsanlar üzerinde lüzumsuz bir korku oluşturmaya gerek yok” diyor. Tabii bir de her depremden sonra akıllara gelen o müthiş soru var: ‘Bu depremler Marmara depremini tetikler mi?’ Ercan yüreklere su serpiyor: ‘Marmara gergin değil. 2045’ten önce Marmara’da deprem beklemiyorum” diyor.

Elzem Olan Dayanıklı Ev

Depremlerin yoksul ülkelerde öldürücü ve yıkıcı olduğunu belirten Prof. Dr. Ercan “Deprem çantası sağlam evde oturuyorsan gerekli. Eğer çürük binada oturuyorsan deprem çantası seni kurtarmaz! Bizim eksiğimiz sağlam evde oturmak. ‘Çadırın var mı? ’Yiyecek stokun var mı?’ ‘Çantan var mı?’ gibi ‘uyduruk’ şeylerle zaman öldürüyoruz. Türkiye’nin TOKİ gibi çok başarılı bir kuruluşu var. TOKİ’nin büyütülerek halkımıza sağlam konutlar üretmesi en doğru çözümdür” diyor.

istanbul - deprem - sakarya- levtems

İlginizi Çekebilir! Nöropazarlama Nedir? Hangi Markalar Nasıl Kullanıyor?

Marmara Depremine Ne Kadar Hazırız?

Jeofizik uzmanı Dr. Oğuz Gündoğdu 26 Eylül 2019’da Silivri’de meydana gelen 5.8 büyüklüğündeki depreme atıfta bulunarak “Bu deprem beklenen büyük Marmara depreminin meydana geleceği fayın çok yakınında ve ters faylanma sonucu oluştu. Depremin doğru atımlı yerine neden ters atımlı olduğu hâlâ açıklanabilmiş değil. Bu da beni korkutuyor” diyor. Olası Marmara depreminin 7.2’nin üzerinde beklediğini belirten Gündoğdu şöyle devam ediyor: “Gölcük depreminden bu yana çok konuşuldu ama tam bir kentsel dönüşüm hamlesi yapılamadı. Yenilenen binalar, okullar, kurum, kuruluşlar var elbette ama yeterli değil. Bu durum İstanbul’u çaresiz ve müdafaasız bırakıyor.”

Kuzey Anadolu Fayında Deprem Bekleniyor Mu?

Art arda yaşanan depremlerin birbirinden farklı faylarda olduğunu belirten Dr. Gündoğdu Doğu Anadolu fayının Elazığ-Malatya depremi ile harekete geçtiğini, yaşanan 5 ve üzeri depremlerin beklenen artçı sarsıntılar olduğunu belirtiyor. Gündoğdu “Karlıova depremi ise Kuzey Anadolu fayında oldu. Doğu Anadolu fayı sol yönlü, Kuzey Anadolu fayı ise sağ yönlü hareket yaptı. Buradaki fay 5.9 ile gereken büyüklüğü yapmıştır. Burası Kuzey Anadolu fayının son ve kırılmayan kısmı. O nedenle 7 civarı deprem bekleyenler var. Bana göre ise böyle bir deprem olmayacak” diyor.

Tahmin İstasyonları Olmalı

2010’da 6.0 büyüklüğündeki Elazığ depremini 4 gün önce haber veren ve kamuoyunda ‘Deprem tahmin uzmanı’ olarak tanınan Oksal Erev ‘Artık tahmin yapamıyorum. Çünkü istasyonlarımız gerekli bilgiyi üretemiyor” diyor. ‘Depremi tahmin edebilecek istasyonlar mı vardı?’ diye soruyorum. Erev “İstanbul Teknik Üniversitesi projesi ile 2001 yılında belirli yerlere cihazlar konuldu. Fay kırılmadan önce meydana gelen sıkışma ile oluşan elektromanyetik alanlar kaydediliyor, gelen veriler de deprem.cs.itu.edu.tr de yayımlanıyordu. Ancak proje uzun süredir askıda. Sağlıklı veri toplanamıyor. Keşke bu işe bir fon ayrılsaydı, teyakkuzda kalmak adına çok faydalı olabilirdi” diyor.

Çare Kentsel Dönüşüm

Erev şöyle devam ediyor: “Türkiye’de bundan sonra yapılması gereken yapıların güçlendirilmesi, sağlam olmayanların yeniden inşa edilmesidir. Çare kentsel dönüşümdür. Ne zaman tamamlanırsa o zaman deprem endişesi de son bulur. Kırsal alanlara bakın. Kerpiç yapılarda büyük ölümler oluyor. Bu yapılar 5.5 büyüklüğünde depremde bile yıkılıyor. İnsanlar enkaz altında sıkışarak değil boğulma ile yani çöken binadan kalkan kerpiç tozu yüzünden hayatını kaybediyor.”

Sonuç Olarak

Bizlerin her il bazında ‘hangi fay, ne zaman deprem üretecek, nasıl hasar verecek?’ sorularının cevaplarını bulup buna göre şekil almamız çok önemli. Türkiye’de daha çok deprem olduktan sonra afet yönetimi konusunda iyi bir durumdayız. Önemli olan depremden önce depreme hazırlıklı olmak. Bu çalışmalar yapılırsa Türkiye ilerleyen yıllarda depreme karşı bilinçli ve güvenli bir ülke haline gelebilir.

Sende yazılarımız yayınlandığında haberdar olmak istiyorsan. Eee o zaman niye duruyorsun email adresini aşağıdaki kutucuğa yaz😀

Kaynak

http://www.tk.org.tr/index.php/TK/article/download/916/909

3 thoughts on “Deprem: Türkiye Sürekli Unutulan Gerçeğe Ne Kadar Hazır?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir